Menfaat aşkı parçalar; lâkin aşka meftun öyle bir kahraman vardır ki adı İhsan’dır, o da menfaati tek darbede katleder.
Menfaat, aşkın safiyetini zedeleyen; gönül sahrasına kara gölgeler düşüren bir puttur. Zira menfaatin girdabına kapılan, aşkı değil kendi çıkarını besler. Lâkin aşk, kendi hakikatinde müstağnîdir; “lâ şerîke leh” misali bir tektir. Aşka meftun olan kahramanın adı, hakikaten ihsandır.
İhsan, sadece insana değil, varlığa da vefa gösterir. Nitekim Resûl-i Ekrem Hazretleri (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurur:
“اَلإِحْسَانُ أَنْ تَعْبُدَ اللهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ، فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ”
“İhsan, Allah’ı görüyormuşçasına kulluk etmendir; sen O’nu görmesen de O seni görmektedir.” (Buhârî, Îmân, 37)
İşte bu ihsan hâli, menfaati tek darbede yere serer. Çünkü menfaat nefse bağlıdır, ihsan ise Hakk’a. Nefis menfaatle bağlanır; gönül ise ihsanla hürleşir. Çünkü ihsan eden, karşılık beklemez; “sağ elinin verdiğini sol el bilmez.”
İmam Gazâlî Hazretleri dahi der ki:
“İhsan, kalbin cömertliğiyle kulun Hak katındaki kıymetini gösterir. Menfaatin izleri silinir; yalnızca rıza kalır.”
KZ