20 Ocak 2010 Çarşamba

Hizmet

Hizmet; Var olmamızın bedeli… Aslında bu konuyu doğru bir şekilde ifade edebilecek miyim ben de bilmiyorum lakin birkaç satır bir şeyler karalama, oturaklı birkaç söz söyleme fikri için için tüm benliğimi kemirip dururken yazmaktan başka bir seçeneğim kalmadı. Hizmet sözlüklerde genel olarak; Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapmaktır diye açıklanıyor. Bunun yanında bir de bakım, özen, ihtimam manaları içermektedir. Bunu okuyunca hizmet kime veya neye yapılır sorusu aklıma geliyor birden. Acaba cansız bir varlığa hizmet yapılabilir mi? Bir bahçenin bakımını üstlendiğimizde ona gösterdiğimiz özen, yaptığımız tüm işlere verdiğimiz ihtimam bir hizmet olabilir mi?

Bu ve benzeri sorulara cevap vermeden önce ilk olarak hizmet etmenin temelinde yatan gerçekliğe bakmak gerek diye düşündüm. Ona baktığımda ise gördüğüm en belirgin esas saygı olduğuydu. Herkese ve her şeye karşı göstermiş olduğumuz bu saygı hizmetin ta kendisiydi. İşine, yaptığına ve çevresine saygı duymayan bir insan düzgün ve kaliteli bir hizmet asla sunamaz. Dostuna güler yüzle yaklaşmak, ona dürüst davranmak, onun kendisini senin yanında emin ve huzurlu hissetmesi senin ona göstermiş olduğun saygının bir sonucudur. Bu hisleri onda oluşturmak ise bir nevi hizmettir. Böylece en büyük hizmeti en çok sevdiğimiz ve en çok saygı duyduğumuz kişilere yaparız veya yapmaya çabalarız.

O halde hizmet, anın içinde saklanan bir cevherdir de diyebiliriz. Çünkü saygı ancak anda olabilir, ancak anda gerçekleşebilir. Önümüzde o anda gerçekleşen olaylara karşı göstermiş olduğumuz tepkiler bir kişiye karşı saygılı olup olmadığımızı ortaya koyar. Kişi öncelikle kendi anına saygı duymalıdır. Çünkü kendi anına duyduğu saygı kendine duyduğu saygıdır. Kendine saygı duyan herkese ve her şeye saygı duyar. Bu duyarlılıkla çevremize baktığımızda; hizmet anı, tam anlamıyla, tüm farkındalığımızla yaşamaktır diyebiliriz.

Bu noktadan yola çıkarak birden aklıma en büyük hizmeti, en kaliteli sunan ve asla karşılık beklemeyen Tanrı geldi. Benliğim bir anda sarsıldı. “Hizmette sınır yoktur” sözü ile bağlantı kurduğumda ise beynimin kıvrımlarında hareketlenen kıpırtılar doruğa ulaşmış çoktan karıncalanmaya başlamıştı. Dindar bir yapım olduğundan okuduğum kitaplardan edindiğim bilgilere göre evrenin insan için musahhar kılındığı geldi aklıma. Musahhar kelimesi Arapça bir kelimedir. Anlamı ise; Teshir edilmiş, emre amade kılınmış demektir. Yani tüm evren izotropik yapısıyla bizim emrimize amade kılınmış olması bir hayli düşündürücü ayrıca ürpertici bir durum. Düşünsenize bir, kaliteli bir otelin imkanlarından faydalanıyorsunuz ve restoranında yemek yiyor bir şeyler içiyorsunuz ona göre de hesap çıkacaktır karşınıza, hiçbir şey yemeyip sadece çay içeyim bile deseniz hesap kabarık çıkabilir. Bu durumda müessese sahibine mutfağın nerede olduğunu sorabilirsiniz? Komik değil mi?

İyi ki Tanrı bunun karşılığını bizden istemiyor çünkü onun hizmet anlayışında karşılık almak yoktur (Vahhab). Bir nimetin (hizmetin) şükrünü ifa etmeye kalksak oda bir nimet oluveriyor ve onunda şükrünü ifa etmek gerekiyor. İş böyle olunca sonu olmayan bir döngüye giriyor. O yüzden zaten kutsal kitabı Kur’an “el-hamd” ile başlıyor “hamd”’ı biliyoruz övgü, şükran peki “el-hamd” nedir? Arapçadaki “El” takısı İngilizcede ki “the” takısı gibidir. Yani marifedir bilinen demektir. Belki de bunun için bu döngüden kurtulmanın tek yolu Tanrıya duyulan “malum mutlak şükran” duygusudur.

Bunca değerlendirmeden sonra şu sonuca ulaştım. Hizmet bir saygıdır. Saygı, kişinin kendini anda tutarak yaşadığı bir olgudur.Kendine saygısı olmayanın başkasına saygısı asla olmaz. Çevremize aslında kendimize göstermiş olduğumuz bu hassasiyet hizmetin ta kendisi oluyor. Zaten başka türlü bir hizmet anlamsız ve yetersiz bir olgudan öte olamazdı. O halde bir kurumda çalışan kişinin size göstermiş olduğu hizmet kalitesi esasen kendine duyduğu saygı ve değerin size iz düşümünden ibaret oluyor. İş böyle olunca da herkes herkese veya kendine hizmet etmesi, saygı duymasının gerekliliği ortaya çıkıyor. Sonuç olarak var olmamızın bedeli olarak her şeye hizmet ederek gelişiyor ve kudsileşiyor, ulvileşiyoruz.


KZ

4 yorum:

  1. Bize ışık tutan bu güzel yazı için çok teşekkür ederim... Yazıların devamını heyecanla bekliyor olacağım...

    YanıtlayınSil
  2. Kalbimi titreten ve hissettiren yazınız için teşekkürler.Umarım anda kalıp etrafına saygı içinde olan varlıklar oluruz...

    YanıtlayınSil
  3. Yanınızda emin ve huzurlu hissetmek... hizmetlerinizin karşılığını muhakak ödeyemeyiz...

    YanıtlayınSil
  4. Teşekkür ederim Sadem çok öpüyorum...

    YanıtlayınSil