29 Temmuz 2010 Perşembe

Göz ne şaştı ne de aştı

Göz ne şaştı ne de aştı. [1]

Başlık nicedir tefekkür ettiğim, geçenlerde yine karşıma çıkan bir Kur’an ayetidir. Hz. Muhammed’in, Rabbi’nin en büyük delilini gördüğü anı anlatmaktadır. Ayet ve ayetin devamı Peygamberin âlemlerin rabbi Allah ile yaptığı mülakatı tasvir eder. Evet, mülakat, bir işe girmek istediğimizde bile karşımıza çıkan bir hadise. Sadece belgelerimizin tam olması yeterli değildir. Gönderdiğimiz öz geçmişimizdeki deneyimlerimiz aranılan vasıflara uygun bulunduğu takdirde bizleri mülakata çağırırlar ve orada bire bir değerlendirmeye tabi tutarlar. Ayet her ne kadar göze ve görmenin düzgünlüğüne işaret etse de bir mülakatın[2] vukuu(oluşu) ortada. Mülakat varsa karşılıklı diyalog var demektir. Allah’ın kulu ve kulun Allah’ı ile olan mülakatı (konuşması) gibisi var mı? Peki, Allah’la olan bu mülakat sadece Peygamberlere mi hastır? Biz dua ettiğimizde kiminle konuşuyoruz? Ve Allah’ın ettiğimiz dualara icabet (kabul) etmesi ne anlama geliyor?

Allah ile mülakatın(konuşmak) her insanın iç âlemindeki seviyesine yani mertebesine göre değişiklik arz ettiğini düşünüyorum. Bu zaviyeden (perspektif-açı) değerlendirme yaptığımda Allah ile mülakat (konuşmak) için önce O’nu bulmak gerektiği ortaya çıkıyor ve akabinde akla şu soru geliyor: Peki, ben Âlemlerin Rabbini nerede aramalıyım? Çocukken onu camide arıyordum. Hoş hala orada arayanlar var! Bana camilerin Allah’ın evi olduğu söylenmişti. Ancak sonraları her aklı başında insan gibi orada olmadığının farkına vardım. Sonunda O’nun sadece kendinde(zatında) bulunabileceğini sezdim. O halde kendinde(zatında) olan Allah’a nasıl gidilebilir?

Kur’an-ı kerimde “Biz ona şah damarından yakınız”[3] ayeti, O’nu artık nerede aramamız gerektiğini ortaya koyuyor. Demek ki O, dışarıda aramakla bulunmaz. Allah’ın peygambere “Yere göğe sığmam mü’min(bana inanan) kulumun kalbine sığarım”[4] demesi bunun en büyük delili değil midir? Çünkü insan koskocaman evrende küçücük bir nokta misaliyken onu nasıl ve nerede bulabilir ki? Ancak, aynı insan manen öyle bir noktadır ki düşünceleri, fikirleri ve hayallerinin yanında evren bir nokta gibi kalır.

Anlaşılan yolculuğun içe yapılması gerekiyor. Bu, gün gibi ortadadır. İnsanın kendine yapacağı bu yolculuk çetin ve engebeleri olan bir yolculuktur. Çünkü bu yolda en büyük engel kendisidir. İnsanın Allah’a ulaşabilmesi için kendine yolculuk etmesi yani kendisini aşması çok trajikomik bir durumdur. Bu noktada insanın aklına kendisini ne kadar net gördüğü düşüncesi geliyor. Ama çoğu zaman insan kendini gayet iyi -net- gördüğünü sanır. Gel gelelim işin aslı öyle değildir. Dünyaya baktığımızda; gördüğümüz benlik kavgaları, savaşlar ve ölümler insanların kendilerini ne kadar net görebildiğini gösteriyor bizlere.

İnsanın öz kimliğini görebilmesinin yegâne yolu: sahte benliklerinden sıyrılmasıyla mümkündür. Kendi aldatmacalarından sıyrılması demek istediğim. İşte yolun zor yanı budur. Burada durup, kendini insanlarda araması gerekmektedir. “Kişi, kişinin aynasıdır” sözünden murat budur. Tabi ki bunu da ancak benliğinden sıyrılarak yapabilir. Benlik korkaktır. Korkak olduğu için de sahte duyguların ve hayallerin ardına saklanır. Karşımızdaki insanlara ne kadar dürüst ve net olabiliyorsak korkularımızla o kadar yüzleşmiş onlardan o kadar kurtulmuş oluyoruz demektir.

Yani ancak insanlarla olunca kendimizi tam anlamıyla görebiliyoruz ve bunun sonucu olarak ya kendimizi yeniden şekillendiriyor, değiştiriyoruz ya da gördüğümüzden memnun olmuyor korkarak kendimizi daha farklı maskelerin (sahte benliklerin) ardına saklıyoruz. Başka maskelerin ardına attığımızda yalanlarımızla kayboluyoruz. Öz şeklimize zarar veriyoruz. Böylece kendimizi başkalarında bulamıyoruz. Çünkü başkalarında oluşan benliğimiz hep sahte olduğu için onlardan aldığımız bilgi asla kendi esmamıza, asli esmamıza ve sıfatlarımıza oturmuyor. Sonuç olarak kendimizi Nas’ta(insanlar) göremiyoruz. Kişi ne zaman dürüst ve net olursa Nas’ta kendini bulur, onlarda gördüğü kendi esmasıdır yani kendi kimliğidir. İşte o zaman artık kendine bakmasını öğrenir. Kendine bakan Rabbini görür[5]. Rabbini gören hakikati bilir.[6] Bu şekilde bakan insan nereye dönerse dönsün hep O’nun yüzünü görür[7] ve onunla mülakat eder. Böyle bir göz ne şaşar ne de aşar.

KZ

Konu ile ilgili video görüntüsü

http://www.facebook.com/video/video.php?v=1434874635716#!/video/video.php?v=390912804834


[1]مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغٰى Necm-17

[2] Lugat anlamı: Buluşma, görüşmedir.

[3]وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرٖيدِ

“Biz, ona şah damarından daha yakınızdır.” Kaf 16

[4] 40 hadis Sadrettin Konyevi sy 82 vahdet Yayınl.İst)

[5]“Kendini bilen rabbini bilir”

[6]سَنُرٖيهِمْ اٰيَاتِنَا فِى الْاٰفَاقِ وَفٖى اَنْفُسِهِمْ حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُ الْحَقُّ اَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ اَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ شَهٖيدٌ

“Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi?” Fussilet 53

[7]وَلِلّٰهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَاَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ وَاسِعٌ عَلٖيمٌ

“Doğu da batı da yalnız Allah'ındır. O halde nereye dönerseniz orada Allah'ın yüzü vardır” Bakara /115

16 yorum:

  1. "..insan koskocaman evrende küçücük bir nokta misaliyken onu nasıl ve nerede bulabilir ki? Ancak, aynı insan manen öyle bir noktadır ki düşünceleri, fikirleri ve hayallerinin yanında evren bir nokta gibi kalır."
    "..kendimizi yeniden şekillendiriyor, değiştiriyoruz ya da gördüğümüzden memnun olmuyor korkarak kendimizi daha farklı maskelerin (sahte benliklerin) ardına saklıyoruz. Başka maskelerin ardına attığımızda yalanlarımızla kayboluyoruz. Öz şeklimize zarar veriyoruz. Böylece kendimizi başkalarında bulamıyoruz.

    Öyle tespitlerde bulunmuşsunuz ki.. kişinin kendiyle olan sorunlarını arayışında dinamit tesiri yapıyor.. yada başka yüzlere bakarken kendinden farklı olmayabileceğinin farkına vardırıyor.. varmamızı sağladığınız farklar için teşekkürler
    kaleminize sağlık..

    YanıtlaSil
  2. İsabet bi yazı tşk..

    YanıtlaSil
  3. ister istemez merak ettiğim bişi var buraya koyduğunuz yazıları hepsi sizemi aitkendi yaşamınızdan yada hayattan anladıklarınızmı

    YanıtlaSil
  4. Gözün sahibi ya aştı ya şaştı ama iyi ki göz, ne aştı ne şaştı. Birgün elbet ve birgün herkes, hakikati anlayacaktır.
    Bu muazzam yazı için teşekkürler be Kaptan.

    YanıtlaSil
  5. Yazılarıma yorumları ile katkıda bulunan sizlere çok teşekkür ediyorum. Sizden gelen duygu dolu bu yorumlar beni yazmaya daha çok yüreklendiriyor emin olabilirsiniz...

    YanıtlaSil
  6. Gönlümün söylediklerini sırasıyla fikir alemime, kelam alemine oradan da satır yani kalem alemine akıtıyorum. Ancak sorunuz bana çok değer verdiğim bir insanın şiirini hatırlattı onu sizlerle paylaşarak sorunuza doğru bir cevap vermiş olabileceğimi düşünüyorum.

    Uzun bir şiirin bir bölümüdür.

    İçim dıştır, dışım iç
    Ne iç, ne dış ol benem

    Evvel benem, hem ahir
    Zahir û batın benem

    FÂNİYÂ bu sözleri
    Sen değilsin söyleyen

    Nutkenden Hakk'ın dili
    Dilde tercüman benem

    1946
    L.Filiz

    YanıtlaSil
  7. Kendimizi tanımaya ayna olan bu güzel yazından dolayı teşekkür ederim. Maskelerden kurtulmak ve aslolan esmaya ulaşmak dileği ile.

    YanıtlaSil
  8. Bize kendimizi bulduracak olanın: Her konuştuğumuzun ve baktığımızın her konuşanın ve bakanın o olduğunu, gördüklerimizin de kendi aynamızdan yansıdığını bilmek olduğunu bildim.Ama bilmek yetmiyor ki, yaşamak,uygulamak da gerekiyor bildiklerini. Bu da dürüstçe yüreğe bakmayı gerektiriyor sanırım.
    Paylaşımınız için Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  9. Bu arada , konuyla ilgili koyduğunuz videoyu çok beğendim. Konuyla çok güzel örtüşmüş.

    YanıtlaSil
  10. “Bloglardan Seçmeler” sitesinin daha etkili ve yararlı olabilmesi için görüş ve önerilerinizi bekliyorum.
    İyi günler dileğiyle.
    Sabahattin Gencal

    YanıtlaSil
  11. Yazıma Ek...

    Biraz önce çok değer verdiğim yazımı okuyan liyakat ehli bir dostum, yazımın ikinci paragrafı "Allah ile mülakatın(konuşmak) her insanın iç âlemindeki seviyesine yani mertebesine göre değişiklik arz ettiğini düşünüyorum." ile ilgili bana Kur'an dan bir ayet bildirerek beni aydınlattı.

    O ayet şudur:"Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur; yahut da bir resul gönderir de kendi izniyle dilediğini vahyeder. Yüceler yücesi O'dur; hüküm ve hikmet sahibi O'dur." Şura 51. Yazımda ki "düşünüyorum" ibaresi veya ifadesi biraz hafif kalmış olduğunu fark ettim. Bu vesileyle onu "inanıyorum" olarak değiştiriyorum.
    Bilginize
    Saygılarımla
    KZ

    YanıtlaSil
  12. Kaptan Zor gercekden cok guzel yaziniz sizi tebrik ediyorum, diyecek cok sey var, ben susmayi tercih ediyorum, kaleminize yureginize saglik.

    YanıtlaSil
  13. Çok teşekkür ederim devletnur.

    YanıtlaSil
  14. ben kendime yürür sanırdım
    meğer O bana yürüyormuş,
    her aynada kendimi görür sanırdım
    meğer o beni görüyormuş,
    zihnim bi gün aynasız kaldığında
    varlıktaki yoklukta bildim O'nu,
    her nefeste AŞK ile derunumda bildim O'nu, kıblem, Pirim,iki gözüm SEN de bildim O'nu..

    hayatta tek yapılacak şey kendini, olduğun halle kabul, ben'ine koyduğun mesafeden izlemek kendini, özdeşleşmeden, rolünü oynadığını bilerek ve hakkıyla oynayarak, ve dahi kendine merhamet duyarak, her yaptığını(iyi kötü demeden, etiketlemeden) AŞKla yaparak, kendini kınamak, kendinin değersizliğini onamak ve dahi başka gözlerde değer aramaktır, o zaman kendine sunmadığı merhameti, dışardaki hiç bir aynaya sunamaz insan..ve aynalarda kendini değil hep ötekiyi görmeye başladıkça kendini bulamaz insan..

    yüreğinize saglık ta içimde hissettim anlattıklarınızı, sözlerinizin tesiri büyük, fazlaca laf ettimse affedin...

    YanıtlaSil
  15. Hoş yorumun için çok teşekkür ederim düş, cümlemizin idrakini açsın. Estagfirullah ne demek öyle sizden çıkan laf degil kelamdir. Kelam kulakları tirmalamaz, gözleri yormaz, eyvallah

    YanıtlaSil