Kur’ân, nefsin başıboş bırakıldığında kötülüğü emreden bir kuvvet hâline gelebileceğini haber verir; bu yüzden insanın sâdıklarla beraber olması, ehline sorması, işlerini istişare ile görmesi ve hevâsına uyan kimselere tâbi olmaması emredilmiştir. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem de salih arkadaşı misk taşıyan kimseye, mümini müminin aynasına benzetmiş; cemaatten uzak kalanın ise sürüden ayrılan koyun gibi tehlikeye açık olduğunu bildirmiştir. Bu sebeple kadim Anadolu irfanında insanın, kendi nefsiyle baş başa kalması büyük bir bela olarak telakki edilmiştir.
İlgili Nass:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ”
“Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve sâdıklarla beraber olun.” (Tevbe, 119)
“فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ اللَّهِ لِنتَ لَهُمْ ۖ وَلَوْ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ الْقَلْبِ لَانفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَ ۖ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الْأَمْرِ ۖ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ”
“Allah’ın rahmeti sebebiyle onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı yürekli olsaydın, etrafından dağılıp giderlerdi. Onları affet, onlar için bağışlanma dile ve iş hususunda onlarla istişare et. Karar verdiğinde de Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah tevekkül edenleri sever.” (Âl-i İmrân, 159)
“الْمُؤْمِنُ مِرْآةُ الْمُؤْمِنِ وَالْمُؤْمِنُ أَخُو الْمُؤْمِنِ يَكُفُّ عَلَيْهِ ضَيْعَتَهُ وَيَحُوطُهُ مِنْ وَرَائِهِ”
“Mümin, müminin aynasıdır. Mümin, müminin kardeşidir; onun zayi olmasına mâni olur ve arkasından onu korur.”
İşte büyüğün, mürşidin, sâlih dostun, meclisin vazifesi budur: İnsana yüzünü göstermek. Zîrâ nefis kendi aynasına bakınca kusurunu değil, süsünü görür.
KZ