
Şimdi sadece şöyle düşünelim; herkes aslında aynı kapasiteye sahip yani yaratılış olarak herkes eşit. Kişiler sadece kendilerini keşfettikleri kadar kapasitelerini tanımlayabiliyorlar. Kişiler kendilerini iğdiş edip yeteneklerini kurcalamaları ve çözmeleri gerekmektedir. Aksi takdir de asla kendilerini keşfedemeyeceklerdir. Örneğin kişi kendisini her konuda eğitebilir. Sadece meyilli olmadığı konularda zorluk çekebilir. Yaradılışında meyilli olduğu konularda hücrelerini geliştirmek daha kolay olur. Aslında şunu demek istiyorum. Herkes ama herkes aynıdır. Her türlü bilgiye erişmede, her türlü beceriyi elde etmede aynı kabiliyete sahiptir. Sadece şartların ve kişinin iradesi sonucu ilerlediği topraklarda ki heyecanı yaşar ve etrafındakilere yaşatırlar. Doğal olarak herkes müzisyen, ressam ve matematikçidir. Bir kişinin bir işi başarması tüm insanlığın başarmasıdır.
Herkes yaradılışta eşit ve aynı ise bazılarının bazılarından farklı oluşu ve avantajlı oluşu ne demek oluyor. Bu yukarıda ifade ettiğim gibi kişinin yaratılışı (fıtratı ve fizyolojik özelliği) ‘ın da ki kompozisyonudur. Aslında hepimiz aynı suyun içindeyiz. Fark sadece su içinde ki yerlerimizdir. Bir insanın yapabileceği her şeyi var olan tüm insanlar yapabilirler. Buna kabiliyetli olarak doğmuşlardır. Bu gelişmenin 3 aşaması için geçerlidir. 1.aşama Temyiz(ayırt etme) 2. Aşama Akıl (bilim) 3. Aşama Kalp (gönül, duygu) 4.Aşama Vahiy (aktarma)
KZ